Öncelikle NOW Ailesi’ne hoş geldiniz Şükran Hanım :) “Yeraltı”nın ikinci sezonunda Derya ile birlikte hikayenin dengeleri de değişecek gibi görünüyor. Siz Derya’nın hikayeye dahil olmasıyla dizide nasıl bir alan açıldığını düşünüyorsunuz? Onun gelişi hangi ilişkileri ve dengeleri değiştirecek?
Derya’nın gelişi ve bugüne kadar sakladığı büyük sırrıyla tüm dengeler değişecek aslında. Özellikle Bozo’nun hayatında ve dolayısıyla tüm karakterlerin hayatlarında köklü bir değişiklik oluşturacak.

“DERYA ÇOK SEVMİŞ, HALA SEVİYOR...”
Derya, kızıyla birlikte hikayeye dahil oldu ve geçmişinde Bozo’yla bir ilişkisi olduğunu biliyoruz. Aradan geçen zamana rağmen Bozo’yla arasındaki bağın hala bu kadar güçlü olması, Derya’nın geçmişiyle ilgili bize sizce ne söylüyor?
Derya çok sevmiş, hala seviyor… Çocukluğu, gençliği, kendini güvende hissettiği, hatta sığındığı biri Bozkurt. Derya’nın tüm kırgınlıkları, kızgınlıkları aşkın gücünden geliyor. Bu aşkı her an hatırlatacak bir kızı var; ona her baktığında Bozkurt’u görüyor. Hayatta en çok anne olmayı istemiş ve bu uğurda her şeyden vazgeçmiş, aşkından da…

“DERYA İLE BOZO ARASINDA TAMAMLANMAMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ VAR”
Derya ile Bozo arasında yarım kalmış nasıl bir hikaye var? İzleyiciyi bu hikayede nasıl bir kargaşa bekliyor?
Tamamlanmamış bir aşk hikayesi var. Hayat izin vermemiş… Yarım kalan şeyler tamamlanmadan bitmez. Herkesin haklı olduğu bir hikaye bu. Seyircinin de hissedeceği ve anlayacağı bir hikaye. Tüm zaafların, insana ait her şeyin olduğu, derin ve izi olan bir geçmişin ve bu geçmişin peşinden sürüklenen hayal kırıklıklarının olduğu bir aşk hikayesi.
Derya’nın gelişiyle Bozo’nun geçmişi de yeniden açılıyor. “Seyircinin de hissedeceği ve anlayacağı bir hikaye” dediniz ama sizce izleyici Derya’yı tanıdıkça ona hak verecek mi, yoksa bazı kararlarını sorgulayacak mı?
Bu hikayede herkes haklı. Seyircinin empati kuracağı önemli bir şey var; evlat. En büyük aşkların üstünde… Koşulsuz sevmenin kanıtı. Evladı korumak ve onun için yapılan fedakarlık. Kendinden vazgeçen ve kızını her şeyin üstünde tutan, yaralı ama güçlü bir kadın Derya.

“BİR ANNE ÇOCUĞU İÇİN SONSUZ GÜCE SAHİPTİR”
Bir diğer yandan Derya’nın, yaşadıkları nedeniyle Bozo’nun kapısını çalması, karakterin hikayesini çok daha başka bir noktaya taşıyor. Böylesine zor bir deneyimden geçen bir kadını canlandırırken Derya’nın güçlü tarafını nasıl kurdunuz? Onu yalnızca yaşadıkları üzerinden tanımlamamak sizin için önemli miydi?
Çok güzel yazılmış bir karakter Derya. En güçlü yanı onu hayata bağlayan ve kimsesizliğini unutturan kızı. Evlat her şeydir ve bir anne çocuğu için sonsuz güce sahiptir. Hafife alınmaması gereken çok kudretli bir şeydir sevginin gücü.
“Zaafsız karakter yoktur bana göre; bir insan zaaflarıyla ve kusurlarıyla güzeldir” demişsiniz başka bir röportajınızda. Derya’nın sizce en belirgin zaafı ve en büyük kusuru ne? Onu zaman zaman zorlayan, hatta kendi kararlarını bile sorgulamasına neden olan tarafı hangisi?
Zaafı aşkı ama hassas karnı kızı. Canı çok yanmış biri… Maalesef bir erkeğin vicdanına bırakmış kaderini ama buna ‘yeter’ demenin gücünü de kızından alıyor. Anne olmak en büyük hayali, en büyük zaafı tabii ki. Ama tüm kusurlarıyla vazgeçmediği aşkı, onu var eden ayakta tutan kırgınlıkları olmuş. Sabırlı biri; gücünün kaynağı da bu.

“DERYA DA, BEN DE KIZLARIMIZ İÇİN DÜNYAYI YAKARIZ”
Kararsızlığınızın sinir bozucu olduğundan bahsetmiştiniz. Derya’yı oynarken bu tarafınızla karşılaştığınız oluyor mu? Kendi karakterinizle Derya arasında benzerlik kurduğunuz noktalar var mı?
Var tabii, olmaz mı? Anne olması en büyük ortak noktamız. Bir o kadar da hiç benzemiyoruz ama Derya da ben de kızlarımız için dünyayı yakarız. Gözünün karalığı buradan belli oluyor. Çok susmuş, aşkını içine gömmüş ama söz konusu kızıysa kimseden korkmaz.
Derya’nın yanında 11 yaşındaki Azra Aksu’yu görüyoruz. Bir anne-kız ilişkisini ekranda birlikte kurmak sizin için nasıl bir deneyim oldu? Azra’nın yeteneği ve sete getirdiği enerji hakkında neler söylemek istersiniz?
Azra müthiş bir çocuk. Çok yetenekli. Duygusal zekası, karakterine yaklaşımı yaşının çok üstünde. İyi ki beraberim Azra’yla, onunla oynamanın zevki çok başka. Sürprize açık ve çok renkli.
Az önce bahsettiğiniz gibi siz de gerçek hayatta bir kız çocuğu annesisiniz. Kızınızın ileride oyunculuk yapmak istemesi durumunda nasıl bir anne olursunuz? Onu destekler misiniz, yoksa bu dünyanın zorluklarını bildiğiniz için biraz temkinli mi yaklaşırsınız?
Onun tüm hayallerine şahitlik etmek isterim. Yük olmadan, gölge etmeden ne isterse yanında olmak isterim, yeter ki sonunda mutlu olsun. Tabii ki zorluklarından bahsederim ama karar onun. Benim görevim yanında olmak. Anne olmak beraberinde temkinli olmayı getiriyor zaten, paketin içinde bu da var :)
Daha önce, “Biz utanan, dik duramayan bir nesiliz. Dik durmanın bile kibirli olduğunu düşünürdüm.” dediğinizi okuduk. Bugün bir anne olarak kızınızın sizin yaşadığınız bu tereddütleri yaşamaması için ona özellikle öğretmeye çalıştığınız bir şey var mı?
Var. Kendi olması ve sonuç ne olursa olsun en çok onu sevecek olmam beni de hafifletti hayatı da.. Kendinden kimse için vazgeçmemesi, mutlu bir çocuk olması, yaşını yaşaması... Onu her şartta çok seveceğimi her gün söylüyorum, çok iyi biliyor. Anne babası olarak ona sonsuz sevgimizin de farkında çok şükür. O yüzden de ‘hayır’ demesini bilen mutlu bir çocuk.
Bu yıl oyunculuk kariyerinizde 20. yılınız. Öncelikle çok çok tebrik ederiz :) 2006’dan bugüne çok farklı karakterler, setler ve dönemlerden geçtiniz. 20 yıl önceki Şükran ile bugünkü Şükran karşı karşıya gelse, ona ilk olarak ne söylerdiniz? Oyunculuk size kendinizle ilgili en büyük neyi öğretti?
Çok teşekkür ederim :) Çok şey öğretti, bitmeyen bir öğrencilik bu... İnsan olmak da öyle. Heybeni doldurdukça varsın. Tüm heves kırıklıklarına karşı kendi doğrularından ve hayal kırıklıklarına rağmen iyilikten vazgeçmediğim için teşekkür ederdim sanırım :)

”EŞİME ÇOK HAYRANIM”
Eşiniz Caner Erkin için yakın zamanda yazdığınız oldukça duygusal bir mesajda, onun hayatındaki duruşundan, mücadele etmekten vazgeçmemesinden bahsettiniz. Birbirinizin hayatına baktığınızda, eşinizden öğrendiğiniz ya da onda hayran olduğunuz bir özellik var mı? Peki sizce o sizden ne öğrendi?
İyilikte direnmesi ve boyun eğmemesi, kendi doğruları için yanılsa da mücadele etmesi beni çok etkiledi hep. Onda hayran olduğum çok şey var, buraya sığmayacak kadar, kelimelere sıkıştıramayacak kadar çok... O benden ne öğrendi bilmiyorum, cevabı onda ama şunu biliyorum ki; iyi ki aşkım, iyi ki kızımın babası, iyi ki yol arkadaşım. Beraber büyüyoruz, umarım aşkımız saygımız bir ömre sığsın…
Hem oyuncusunuz, hem anne. Şükran olarak tüm bu rollerin dışında yalnızca kendiniz olduğunuzda nasıl birisiniz? Son yıllarda kendinizle ilgili keşfettiğiniz yeni bir taraf oldu mu?
Keşfetmek bitmez… Daha demli oldum diyebilirim. Sahici olmayan hiçbir yerde zaman harcamak istemem ki zaman en değerli birikimmiş; zaman geçtikçe kıymetini bildiğim bir kavram ama daha öğreneceğim çok şey var… Bilmiyorum demenin hafifliğini de yaşıyorum. Herkes her şeyi çok bilirken kıymet bilmenin ve bir de haddini bilmenin önemini sindiriyorum zamanla...



