Gülümse Kaderine ve Tozluyaka’dan sonra Ömür Usta ile yeniden aramızda olduğunuz için çok mutluyuz, tekrar hoş geldiniz. Dizimiz, yayınlanan son bölümüyle tüm kategorilerde gün birincisi oldu. Bu başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? İzleyiciden gelen bu güzel ilgi size neler hissettiriyor?
Öncelikle çok teşekkür ederim, bu güzel işle tekrar NOW’da sizinle buluştuğum için çok mutluyum. Bence dizimizin başarısının birçok sebebi var. Herkesin işini çok severek yapması, harika yönetmenimiz Hilal Saral, usta oyuncularımız, gerçek ve içten duyguları barındıran senaryomuz… Severek çalışmamızın karşılığında seyircimizin de bizleri sevmesi tarif edilemez bir mutluluk veriyor.
“İPEK’İN HALA HER OLAYA ADİL BİR YERDEN BAKABİLİYOR OLMA ÖZELLİĞİNİ ÇOK SEVİYORUM”
İpek, annesi Nevra’nın onun için çizdiği hayat ile kendi hayalleri ve istekleri arasında kalan, bir yandan da kalbinin sesini dinlemek isteyen genç bir kadın. Sizce İpek’in bu içsel çatışması, onun karakter gelişimini nasıl şekillendirecek? Onu canlandırırken en çok hangi yönü sizi etkiliyor?
Her ne kadar sürekli bir çatışmaları olsa da Nevra onun annesi. İpek aslında bunca yıldır onu gerçekten gören, duyan bir anneye ihtiyaç duymuş ya da bunu şimdi şimdi fark ediyor diyebilirim. Bence İpek yaşadığı olaylardan çok daha ayakları yere basan biri olarak çıkacak. Çünkü her zaman her şeyin peri masalı gibi olamayacağının ve savaşması gerektiğinin bilincinde artık. Yaşadığı hayal kırıklığına ve sinirine rağmen hâlâ her olaya adil bir yerden bakabiliyor, bu özelliğini çok seviyorum.
“METE BAŞINDAN BERİ DÜRÜST OLSAYDI, İPEK ONU YİNE DE SEVERDİ”
Mete’nin, İpek’e kendisini zengin bir aileden geliyormuş gibi tanıtması ve gerçeklerin sonradan ortaya çıkması, İpek’i derinden sarstı. Sizce İpek için bu yalanı affetmek mi, yoksa Mete’ye yeniden güvenmek mi daha zor?
İkisi de. Kimliğiyle ilgili yalan söyleyen bir insana kolay kolay nasıl güvenilir ki bir daha? Bunların yanında şunu da biliyorum ki, eğer Mete başından beri dürüst olsaydı İpek onu yine de severdi. Kalbinin çarpması ve sevdiği adamın yanında olması onun için yeterdi. Hep içinde “Neden yalan söyledi ki?” sorgulaması devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde partneriniz Enes Bey ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi, bu soruyu size sormamızı istedi; İpek’in yerinde olsaydınız, Mete’ye bir şans daha verir miydiniz? :)
Sevgili partnerim çok güzel bir soru sormuş, hassas bir konu :) Tabii ki ilk olarak hayır, kesinlikle affetmezdim demek istiyorum ama ben hiçbir şey için bu kadar büyük konuşmayı sevmiyorum :) Aşk bazen mantığı devre dışı bırakabiliyor ama tabii ki böyle bir olayda akıllı davranmakta fayda var…

“HAVUZ SAHNESİNDE ÇOK ÜŞÜDÜK”
Son yayınlanan 4. bölümün başında, Mete’nin İpek’i sudan çıkardığı kaza sahnesini izledik. Çekimleri suda gerçekleşen ve duygusal yoğunluğu yüksek bu sahneyi çekmek sizin için nasıl bir deneyimdi?
Vallahi üşüdük :) Ama hem atmosfer o kadar güzeldi hem de Enes o kadar iyi oynadı ki sahneyi çekerken muhteşem bir şey çıkacağını gözlerim kapalı hissettim. O yüzden sonuna kadar değdi diyebilirim.
Ömür Usta’nın kamera arkasında ve oyuncu kadrosunda gerçekten çok güçlü isimler bir araya geliyor. Böyle bir ekiple aynı projede yer almak size neler hissettiriyor? Bu güçlü kadronun hikâyeye ve sizin oyunculuk deneyiminize nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?
İpek karakterini oynayacağımı öğrendiğim gün yerimde duramadım, o kadar heyecanlandım ki… Böyle bir projede, Hilal Saral gibi başarılı bir yönetmenle, böyle efsane oyuncularla çalışmak hayal ettiğimden bile güzel. Bazen sahnelerimiz çekilirken öylece kalıyorum ve onları izlemeye daldığımı fark ediyorum. Onlardan öğrendiğim ve öğreneceğim çok şey var. Bizlere yardımcı olmaya da çok açıklar. Özellikle anne-kız sahnelerinde Gonca Vuslateri’nin önerilerini can kulağıyla dinliyorum. Onunla oynamak o kadar keyifli ki, çok şanslıyım.
Biraz da oyunculuk yolculuğunuzdan konuşalım mı? Genç kuşağın dikkat çeken ve yükselen oyuncularından birisiniz. Peki, hikâyeniz nasıl başladı? Oyunculuğa ilginiz nasıl ortaya çıktı, bu mesleği seçmenizde sizi etkileyen bir dönüm noktası oldu mu?
Aslında çocuk oyuncu olarak başladığım için farkındalığım sonradan oluştu. Ailem çok destekledi, beni bir ajansa kaydettirdiler. Annem elimden tutup beni okul bitince auditionlara götürürdü. Daha sonra oyunculuk eğitimlerime başladım. Çocuk aklımla annemle sadece hobiymiş gibi gittiğim setler, zamanla kendimi en çok hissettiğim yer ve mesleğim haline geldi. İyi ki de böyle oldu.
“MÜZİKALDE OYNAMAYI, SESİMİ KULLANMAYI ÇOK İSTERİM”
Oyunculuk kariyerinizde bundan sonrası için kendinize koyduğunuz hedefler neler? Bir gün mutlaka canlandırmak istediğiniz bir karakter, içinde yer almayı hayal ettiğiniz bir proje ya da oyuncu olarak kendinizi görmek istediğiniz özel bir nokta var mı?
Bu zamana kadar canlandırdığım her karakterin birbirinden farklı olmasını istedim, bundan sonrası için de öyle olsun isterim. Mesela müzikal bir işte oynamayı, sesimi de kullanmayı çok isterim. Canlandırmak istediğim çok karakter var ama düşündükçe sonu gelmiyor :) Sadece şunu biliyorum ki, hep daha iyisi için çalışmaya devam edeceğim. Bence zaten en güzel başarılar, emekle ve çalışkanlıkla kendiliğinden geliyor.
Peki, set dışında kendinize ayırdığınız zamanlarda neler yapmaktan keyif alıyorsunuz? Günlük hayatınızda sizi mutlu eden, dinlendiren ya da yeni şeyler keşfetmenizi sağlayan neler var?
Setlerimiz çok yoğun olduğu için boş günlerimde kendimi çok yormamaya çalışıyorum. Aslında setim olmadığı günlerde de sahneler için çalışmalar yapıyorum. İş dışındaysa ailemle ve arkadaşlarımla zaman geçirmek, sinemaya veya tiyatroya gitmek, bazen seramik yapmak, boş günlerim fazlaysa seyahat etmek… Az vaktimi kendimi mutlu eden şeylerle değerlendiriyorum.
Oyuncu Sude Zülal Güler’i bir kenara bıraksak, sizi hayatta en çok ne heyecanlandırır? Gününüzü güzelleştiren, kendinizi en çok “iyi ki” derken bulduğunuz insanlar, anlar ya da küçük şeyler neler? Sizi gerçekten mutlu eden şeyleri merak ediyoruz…
İlk önce iç huzurumun olması, yaptığım işi sevmek ve emeğimin karşılığını almak, ailemin ve arkadaşlarımın varlığı diyebilirim. Mesela babamın küçüklüğümden beri saçlarımı kurutması, kedimle her gece koyun koyuna uyumak :) Bunlar da beni mutlu eden, ufak gözüken ama çok büyük şeyler. İçinde sevgi ve iyilik taşıyan her şey diyebilirim.
Son olarak, hem Ömür Usta’yı ilgiyle takip eden hem de sizi ekranlarda görmekten mutluluk duyan izleyicilerimize ve hayranlarınıza neler söylemek istersiniz? Onlara iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Biz işimizi severek ve çok emekle çekiyoruz. İlk yayına girdiğimiz günden beri yanımızda olan seyircimizin desteği bizim için çok önemli… Her pazar bizi evlerinde ağırlamaya devam ederlerse bu bizim için en büyük mutluluk bu olur.



