BEN BİR ANNE YARISIYIM
Burcu Hanım merhaba, sizi tekrardan aramızda gördüğümüz için çok mutluyuz. “Anne Yarısı” ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlandığınız dönemde neler hissediyordunuz? Diziyle ilgili sizi en çok heyecanlandıran şey neydi?
Ben de yeniden NOW ekranında olduğum için çok mutluyum. Birlikte bir sürü güzel proje yaptık. Dilerim Anne Yarısı dizisi de onların arasında yerini alır. Anne Yarısı beni kalbimden vuran bir hikaye oldu, dizinin ana meselesi doğurmadığımız bir çocuğu da evladımız olarak sevebilir miyiz? Ona anne sevgisi verebilir miyiz? Benim cevabım çok net; evet… Benim de yeğenlerimle böyle bir ilişkim var, böyle bir teyzeyim. Bunu hep söylüyorum ben bir Anne Yarısıyım.
Dizinin ilk bölümleriyle birlikte hikayemiz izleyiciyle buluşmaya başladı. Şimdi izleyiciden gelen yorumları da görmeye başladığınız bu süreçte neler düşünüyorsunuz?
Gelen yorumlardan çok mutluyuz. Kapadokya’nın büyülü atmosferinde sıcak bir aile hikayesi anlatıyoruz aslında. Tüm karşıt görüşleri, tüm çatışmalarıyla beraber hayatın içinden bir hikaye.

Zeynep; vicdanlı, cesur ve kendi doğrularının arkasında durmaktan çekinmeyen bir kadın. Siz Zeynep’i ilk okuduğunuzda nasıl bir karakterle karşılaştınız? Onun en çok hangi özelliği sizi etkiledi?
Zeynep hayata sevgiyle tutunan bir karakter bence, bu özelliği beni çok etkiledi. Ben de hayatta her türlü sorunu iyilikle çözebileceğimize inananlardanım. Ayrıca fedakarlığı, anneliği, yaşadığı kayıplara karşı bir bebeğe tutunarak ona anne olarak, hayata tutunması bende bu karakteri oynama isteği uyandırdı.
Zeynep, Ege’yi dünyaya getirmemiş olsa da onu gerçek bir anne gibi büyütüyor ve hayatını ona adıyor. Sizce bir kadını anne yapan en temel duygu nedir? Zeynep’in anneliğini nasıl tanımlarsınız?
Annelik konusunda ahkam kesmeyeyim ben henüz bir çocuk doğurmadım ama bence dünyanın en güzel en kutsal mertebelerinden biri. Ben sadece Zeynep’le aynı fikirdeyim. Doğurmadığımız bir çocuğu da sevip, koruyup, büyütüp ona anne sevgisi yaşatabiliriz. Bunun binlerce örneği var.
Set ortamınız da merak ettiklerimiz arasında. Zaman zaman sosyal medyada kamera arkası görüntülerinizi görüyor, çekimler sırasında yaşadığınız eğlenceli ve komik anlara da tanıklık ediyoruz. Anne Yarısı setinde nasıl bir atmosfer var?
Evet bazen sosyal medyada da paylaşıyoruz. Sette gerçekten çok eğlenceli bir ortam var. Ben ilk kez İstanbul dışında çekilen bir dizide oynuyorum. Tüm ekip hemen kaynaştı, birlikte eğlenip birlikte gülüyoruz.
OYNADIĞIM KARAKTERLERDE KENDİMİ BULMAK DEĞİL, O KARAKTERİ ANLAMAYA ÇALIŞIRIM
Seyirci sizi uzun yıllardır birbirinden farklı rollerde ve janralarda izliyor. “Aşk Mantık İntikam”daki romantik komedinin ardından şimdi “Anne Yarısı”nda dram duygusu yüksek Zeynep’i canlandırıyorsunuz. Farklı karakterlerin dünyasına girmeyi bir oyuncu olarak nasıl başarıyorsunuz? Her karakterde kendinizden bir şeyler buluyor musunuz?
Evet farklı tarzları oynamayı seviyorum. Romantik komedileri severek oynadım. Şimdi de Anne Yarısı ve Zeynep’in duygu yüklü hikayesini oynamaktan büyük keyif alıyorum. Oynadığım karakterlerde kendimi bulmak değil de, o karakteri anlamaya çalışırım. Eğer karakteri, neden böyle davrandığımı anlarsam oynamayı istiyorum.

Sosyal medyada korktuğunuz bir sahne çok konuşulmuş, izleyiciler gerçekten korktuğunuzu düşünmüştü. Siz ise bunu “romcom yapmanın gücü” olarak yorumlamıştınız :) Oyunculukta komediyle dram arasında gidip gelmek size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Evet o sahneye gelen yorumları zevkle okudum. Zaten bir sahneyi, durumu gerçek kılmak değil midir oyuncunun görevi J Az önce konuştuğumuz gibi farklı tarzlarda roller oynamak , uzun soluklu işlerde yer almak bana da büyük bir tecrübe kazandırdı
Biraz da set dışındaki Burcu’yu konuşalım… Şu sıralar size kendinizi en iyi hissettiren, modunuzu yükselten şey ne?
Ben çalışmayı sette olmayı seviyorum. Aslında çalışmadığım dönemlerde daha sakin, rölantide bir hayatım olur. Şu an bana en iyi hissettiren şey sette olmak ve oyunculuk yapabilmek. Her hafta, her yeni bölüm ayrı bir heyecan bizim için.
Son dönemde keşfettiğiniz ve “Bunu daha önce nasıl fark etmemişim?” dediğiniz bir şey var mı? Bir mekan, bir lezzet, bir hobi…
İstanbul’u çok seviyorum. Çok isteyerek geldim bu şehre ama bugüne kadar belki de yoğun çalışma temposundan “Boğaz havası” dediğimiz şeyi yaşayamamışım. Şimdi o huzuru keşfettim. Her geldiğimde uzun yürüyüşler yapıyorum boğaz hattında. Bana çok iyi geliyor.

Röportajımızı bitirmeden önce, Anne Yarısı yolculuğunda sizi yalnız bırakmayan ve diziyi büyük bir merakla takip eden hayranlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı? Özellikle Zeynep’in hikâyesini takip ederken onları önümüzdeki bölümlerde neler bekliyor, onlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Anne Yarısı dizisine ve bana karşı desteğinizi, güzel yorumlarınızı görüyorum. Bunun için çok teşekkür ederim. İnanın gücümüze güç katıyor. Zeynep sürprizlerle dolu bir karakter, onun neler yapabileceğini, neleri başarabileceğini, nelerin üstesinden geleceğini hep birlikte görelim istiyorum.



