Yeni projenizle yeniden NOW ekranlarında olacağınız için çok mutluyuz. Son projeniz Hudutsuz Sevda, 63 bölümlük uzun soluklu bir yolculuktu. Geriye dönüp baktığınızda bu dizinin size bıraktığı en güzel anı ne oldu?

Çok teşekkür ederim. Hudutsuz Sevda bana çok güzel arkadaşlıklar ve anılar bıraktı. Bir karakterle bu kadar uzun süre yolculuk yaptığınızda onun her duygusunu, her reaksiyonunu derinlemesine keşfetme fırsatınız oluyor. Dolayısıyla öğretici bir süreç oldu benim için. Bu anlamda kendimi çok şanslı hissediyorum.

Hudutsuz Sevda defteri kapanırken, şimdiden özlediğiniz şeyler var mı?

Rol arkadaşlarımla uzun bir yol yürüdük, onları özlüyorum tabii ki. Bununla beraber Hudutsuz Sevda’da çekim mekanlarımız genelde şehirden uzak ormanlık arazilerdi. Şimdi şehir merkezine daha yakınız ama o doğanın içinde, merkezden uzak olma halini de özlüyorum.

“BENİM İÇİN EN ZORLAYICI KISIM BAMBAŞKA BİR KARAKTERE GEÇİŞ YAPMAK”

Şimdi ise Yeraltı ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyorsunuz. Kısa süre içinde bambaşka bir karaktere geçiş yapmak sizde nasıl duygular yarattı?

Bu benim için işin en zorlayıcı kısmıydı, hatta hala öyle diyebilirim. Ama aynı zamanda bu projede yer almak istememin de en temel sebebi. Bu zorluk, yaratım sürecimi besliyor. Bu baskıyla mücadele etmek bir anlamda işime geliyor diyebilirim. Genelde kariyerimde de bu yönde tercihler yapmaya çalışıyorum.

Uzun süre aynı karakteri canlandırınca insan ister istemez onu benimsiyor. Zamanla Halil İbrahim size mi benzedi, yoksa Deniz Can Aktaş mı Halil İbrahim’e dönüştü? :)

Birbirimize karıştık diyebilirim. Oynadığım karakter ile ben farklı insanlarız ama nasıl 2 arkadaş uzun süre vakit geçirdiğinde ister istemez bazı yönleri birbirine benzemeye başlıyorsa, bizim de belirli alanlarda benzerliklerimiz olmaya başladı tabii ki. Yine de şahsen kendimi, canlandırdığım karakterlerden mümkün olduğunca ayrı tutmaya özen gösteriyorum.

“HAZIRLIK SÜRECİM SANCILI GEÇTİ”

Yeni karakteriniz Haydar Ali’ye adapte olmak sizin için ne kadar zor oldu? Bu süreçte nasıl bir hazırlık yaptınız?

Hazırlık sürecim sancılı geçti diyebilirim. Halil İbrahim’le ikisini birbirinden ayırmak ve Haydar Ali’nin farklılıklarını keşfetmeye çalışmak benim için ilk adımdı. Sonrasında koçumla detaylı bir çalışma yaptık. Set aşamasında ise sevgili yönetmeniz Murat Öztürk bana çok yardımcı oldu. Birlikte yepyeni bir karakter çıkardığımızı düşünüyorum.

“İZLEYİCİNİN KARAKTERİMLE KOLAYLIKLA EMPATİ KURACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Yeraltı, merkezinde güçlü bir aşk hikâyesi barındırırken Haydar Ali’nin intikam planlarını da anlatıyor. İzleyiciyi nasıl bir hikâye bekliyor? Bu akşam ekrana gelecek ilk bölümde seyirci nelerle karşılaşacak?

Hikayenin birçok kilit noktası var. Birden fazla duygu (aşk, intikam, dostluk) etkisi altında çok boyutlu karakterler ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. İzleyicilerin bu anlamda karakterlerle kolaylıkla empati kuracağını düşünüyorum. Onları bekleyen sorulardan bazıları: Siz hangisini tercih ederdiniz? Aşk mı, intikam mı, dostluk mu? Yoksa hiçbiri mi?

“URAZ VE DEVRİM’LE İLK DEFA ÇALIŞIYORUZ”

Dizide başrolleri Uraz Kaygılaroğlu ve Devrim Özkan ile paylaşıyorsunuz. Daha önce birlikte çalışma fırsatınız olmuş muydu? Set enerjiniz ve aranızdaki uyum nasıl?

Hayır, ilk defa çalışıyoruz. İlk kez onları tanıma fırsatım oldu. Birbirimizi iyi anladığımızı düşünüyorum öncelikle. İkisi de karşılıklı oynamaktan keyif alan, partnerine oyun alanları açmayı seven oyuncular. Onlarla birlikte oynamaktan, üretmekten çok keyif alıyorum.

Sektörde 10. yılınızı geride bıraktınız. Bu on yıla dönüp baktığınızda, kariyerinizde sizin için “kilometre taşı” diyebileceğiniz anlar neler oldu?

Her yeni karakter bir kilometre taşı. 10 yılda bana teslim edilen her karakterle öğrendiklerimi pratik etmeye çalıştım ve yeni yollar keşfettim.

Daha önce verdiğiniz bir röportajda, özellikle tiyatro deneyiminizin size çok şey kattığını söylemiştiniz. Tiyatronun oyunculuğunuza nasıl bir katkısı oldu? Sahnelediğiniz oyunu oynamaya devam ediyor musunuz?

Doğru, unutulmaz bir deneyimdi benim için. 3 sezon süren bir maceraydı ve daha önceki bir röportajımda da söylediğim gibi uzun süren bir roller coaster yolculuğu gibiydi. Gerçekten de öyle. Şimdi o trenden indim, tecrübelerim de cebimde.

Yine başka bir röportajınızda “Eğitim hayatımda da işimde de hep çok iyi olmayı, hatta en iyi olmayı hedefledim” demiştiniz. Bugün geldiğiniz noktada kendi performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz, bu hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

Bu açıklamayı iddialı buldum. Daha doğrusu eksik. Kendi en iyimi hedefliyorum uzun zamandır. “Elimden gelenin en iyisini yaptım” dediğim zamanlar çoğunlukta ama bunu kendimden sürekli beklemiyorum. Bu ütopik ve yıpratıcı bir hedef olur.

Sakalsız fotoğraflarınız sosyal medyada oldukça dikkat çekmiş ve çok beğenilmişti. Siz kendinizi hangi halinizle daha iyi hissediyorsunuz: sakallı mı, sakalsız mı? :)

Sakal hissiyatımı etkileyen bir şey değil. Bana kendimi iyi hissettiren şey, canlandırdığım karaktere neyin yakıştığı. Karakterin dünyasına doğru hizmet etmesi benim iyi hissetmem için yeterli...