“Ömür Usta” kısa sürede izleyicinin çok sevdiği ve hakkında en çok konuşulan yapımlardan biri oldu. Dizinin bu kadar ilgi görmesini ve özellikle karakterlerin izleyicide bu denli karşılık bulmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz? İlk başladığınızda böyle bir ilgi bekliyor muydunuz?
Ömür Usta’nın bu kadar kısa sürede izleyiciyle böyle güzel bir bağ kurması bizi çok mutlu ediyor. Bir işe başlarken elbette izleyicinin sevgisini ve ilgisini umut ediyorsunuz ama bu karşılığın nasıl olacağını önceden kestirmek zor. Sanırım karakterlerin kusurlarıyla, mücadeleleriyle ve birbirleriyle kurdukları bağlarla izleyiciye gerçek gelmesi bu ilgide çok etkili oldu. Bize bu sevgiyi gösteren herkese gönülden teşekkür ederim.

“BEN METE’Yİ ANNESİNDEN UTANAN BİRİ OLARAK GÖRMÜYORUM”
Mete Uçar, annesi Ömür’ün çocukları arasında belki de en çok imkan sağladığı, onun iyi bir eğitim alıp doktor olmasını istediği oğlu olmasına rağmen, zamanla ailesinden ve içinde büyüdüğü hayattan uzaklaşmayı seçiyor. Üstelik bunu yaparken annesini inciten, hatta zaman zaman onunla yüzleşmekten kaçmayan bir noktaya geliyor. Mete’yi oynarken onun davranışlarının altında nasıl bir duygu görüyorsunuz? Sizce gerçekten annesinden utanıyor mu, yoksa kendini ait hissetmediği bir hayattan kaçmaya mı çalışıyor?
Ben Mete’yi annesinden utanan biri olarak görmüyorum. Daha çok, içinde büyüdüğü hayatın izlerinden uzaklaşmaya çalışan, başka bir hayat kurarsa geçmişini de geride bırakabileceğine inanan biri. Doktor olma hayali de onun için yalnızca bir meslek değil, bulunduğu koşullardan çıkma umudu. Ama bu yolda annesini incittiği anlar da var. Ondan uzaklaşmaya çalışsa bile Ömür’le arasındaki bağ çok güçlü. Mete’yi oynarken en çok bu çelişkiyi hissediyorum.

“METE BUNU NİYE YAPTIN ŞİMDİ? DEDİĞİM OLUYOR”
Bir oyuncu olarak Mete’nin yaptığı seçimleri anlamaya çalışmak mı, yoksa onun yanlışlarını kabullenmeden oynamak mı sizin için daha zor?
Bazen senaryoyu okurken benim de “Mete bunu niye yaptın şimdi” dediğim oluyor. Ama sonra onun tarafından bakmaya çalışıyorum. O an neden korkuyor? Neyi kaybetmek istemiyor? Benim için zor olan, kendi düşüncelerimi bir kenara bırakıp, ona gerçekten kulak vermek. Yaptığı her şeye hak vermesem de o anda kendini nasıl haklı gördüğünü anlamam gerekiyor.
Mete, dizide izleyiciyi en çok öfkelendiren karakterlerden biri haline geldi. Bir karakter bu kadar tartışıldığında bunu oyuncu olarak nasıl karşılıyorsunuz? Mete’ye yöneltilen tepkiler sizi hiç etkiliyor mu?
Mete’ye gelen yorumları bazen gülümseyerek, bazen de ‘Burada haklılar’ diyerek okuyorum. İnsanların onu izleyip üzerine konuşması, bir sonraki adımını merak etmesi beni mutlu ediyor. Tepkiler beni üzmekten çok düşündürüyor, izleyicinin hangi davranışına neden takıldığını merak ediyorum. Ben de oynarken onun iç dünyasını biraz daha hissettirebilmenin yollarını arıyorum.
Peki, Mete’yi şu an karşınızda görseniz ona tek bir şey söyleyecek olsanız ne söylerdiniz?
Gel, bir soluklan. Kendini kanıtlamaya çalışırken seni sevenleri çok yoruyorsun, en çok da kendini.

Ömür Usta’da Nurgül Yeşilçay, Gonca Vuslateri ve Bülent İnal gibi çok deneyimli oyuncularla aynı seti paylaşıyorsunuz. Böyle isimlerle aynı sahneyi paylaşmak genç bir oyuncu olarak size neler katıyor?
Böyle deneyimli oyuncularla aynı sahneyi paylaşmak hem heyecan verici hem de çok öğretici. Bazen sahnede karşınızdakinden gelen bir bakış, bir duraksama size hiç düşünmediğiniz bir şey hissettiriyor. Siz de ona karşılık verirken sahne birlikte şekilleniyor. Üç usta isimle çalışırken onları dinlemenin, o anda kalmanın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden fark ediyorum. Bir de işini severek ve özenle yapan insanlarla çalışmak sizi daha iyisini yapmaya heveslendiriyor. Kendimi bu açıdan şanslı hissediyorum.
Nurgül Yeşilçay daha önce genç oyuncularla çalışmaktan duyduğu memnuniyeti ve genç oyuncuların performansını desteklediğini söylemişti. Anne-oğul olarak kamera karşısına geçtiğiniz Nurgül Yeşilçay’dan oyunculuk anlamında aldığınız, “Bunu ondan öğrendim” diyebileceğiniz bir şey var mı?
Nurgül Yeşilçay’la çalışırken en çok, bir duyguyu ne kadar sade ve güçlü aktarabildiğinden etkileniyorum. Bazen bir bakışıyla sahnenin bütün duygusunu size geçiriyor ve siz de o anın içine giriyorsunuz. Bu bana karşımdakini gerçekten dinlemeyi ve bazı anlarda biraz daha sade kalmaya güvenmeyi hatırlatıyor. Bir de desteğini hissetmek çok kıymetli insan kendini rahat hissedince denemeye, keşfetmeye daha açık oluyor. Anne-oğul sahnelerimizde bu güvenin bana çok iyi geldiğini söyleyebilirim. Onunla aynı sahneyi paylaştığım için şanslıyım.
Daha önce bir röportajınızda “Şöhret beni korkutmuyor, şöhretin getirdiği bir sorumluluk var, bunun da farkındayım ve ona göre de adımlar atıyorum” demişsiniz. Bugün geldiğiniz noktada bu sözün sizin için karşılığı ne? Şöhretin beraberinde getirdiği sorumluluğu en çok hangi konuda hissediyorsunuz?
Bugün de aynı yerdeyim aslında. İnsanların sizi tanıması, yaptığınız işi sevmesi çok güzel bir duygu. Bunun sorumluluğunu en çok söylediklerimde ve insanlarla kurduğum ilişkilerde hissediyorum. Birinin sizi örnek alabileceğini düşünmek, bazı şeylere daha özenli yaklaşmanızı sağlıyor. Bu, her şeyi doğru yaptığım anlamına gelmiyor tabii ben de öğreniyorum, hata yapıyorum. Ama bana gösterilen sevginin kıymetini bilmek ve o güvene layık olmak istiyorum. Bir de bütün bunların içinde kendim gibi kalabilmek benim için çok önemli.

“HAYATIMIN KENDİME VE SEVDİKLERİME SAKLADIĞIM BİR TARAFI VAR”
Instagram’da 1,4 milyondan fazla takipçiniz var. Özellikle oyuncular için sosyal medya artık yalnızca günlük hayatı paylaşma alanı değil, kariyerin de bir parçası haline geldi. Sizin için takipçi sayısı ne ifade ediyor? Sosyal medyada kendinizi olduğunuz gibi göstermeye mi, yoksa oyuncu kimliğinizle daha kontrollü bir alan yaratmaya mı yakınsınız?
Beni takip eden, işlerimi merak eden o kadar insanın olması çok güzel bir his. Bazen bir mesaj ya da içten bir yorum, o sayıyı çok daha anlamlı kılıyor çünkü arkasında sizi destekleyen insanlar olduğunu hissediyorsunuz. Sosyal medyada kendim gibi olmaya yakınım. Paylaştığım bir şeyin bana ait bir duygusu olsun, sırf paylaşmış olmak için olmasın istiyorum. Tabii hayatımın kendime ve sevdiklerime sakladığım bir tarafı da var. Sanırım benim dengem bu. Paylaşım yaptığımda samimi olmak ama her anımı paylaşmak zorunda hissetmemek.
Eski paylaşımlarınızda daha çok sakal ve bıyıklı halinizi görürken, “Ömür Usta”da Mete için daha farklı bir imajla karşımıza çıkıyorsunuz. Bu değişim tamamen Mete’ye hazırlanırken yaptığınız bir tercih miydi? Görünüşünüzün bir karakteri yaratma sürecindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, bu değişim Mete’ye hazırlanırken oluşan bir tercih oldu. Sakal ve bıyık insanın ifadesini epey değiştiriyor. Mete’nin yaşına ve dünyasına yaklaşmak açısından bu görünümün ona yakıştığını düşünüyorum. İlk başta aynada kendime alışmam biraz sürdü tabii. Bir süre sonra da o yüzle Mete’yi görmeye başladım. Görünüş, karaktere hazırlanırken bana yardımcı oluyor. Saçından kıyafetine kadar her detay, onun kendini nasıl gördüğüne dair bir fikir veriyor. Bunlar oturdukça karakterin içinde daha rahat hissediyorum.

Sizin için yaz nasıl geçti? Kendinize gerçekten vakit ayırabildiğiniz, “İyi ki yaptım” dediğiniz bir şey oldu mu?
Bu yaz hem dinlenmeye hem de Mete’ye hazırlanmaya vakit ayırdım. Onu tanımaya, seçimlerini ve içindeki çelişkileri anlamaya çalışmak benim için heyecanlı bir süreçti. Bir yandan da fırsat buldukça denize girmek ve sevdiklerimle vakit geçirmek iyi geldi. ‘İyi ki yaptım’ dediğim şey, hazırlık sürecinin içinde kendime de alan açabilmek oldu.
Oyunculuk kariyerinizde henüz yolun başındasınız ama kısa sürede önemli projelerde yer aldınız. Önümüzdeki yıllarda kendinizi nasıl bir oyuncu olarak görmek istiyorsunuz? Oynamayı özellikle istediğiniz bir karakter, tür ya da birlikte çalışmayı hayal ettiğiniz bir yönetmen/oyuncu var mı?
Önümüzdeki yıllarda dönüp baktığımda ‘İyi ki bu hikâyenin içinde olmuşum’ diyeceğim işler yapmak istiyorum. Beni heyecanlandıran, üzerine düşünmeye ve çalışmaya çağıran karakterler olsun hayatımda. Birlikte çalışmak istediğim çok isim var, tek birini seçmek zor. En büyük isteğim, her projede bir şey öğrenmek ve yıllar geçse de sete giderken duyduğum heyecanı korumak.
Son olarak küçük bir paslaşmayla bitirelim. Ömür Usta’dan sıradaki röportajımızı kiminle yapalım? Bize bir isim önerir misiniz ve ona mutlaka sormamızı istediğiniz ilk soru ne olur? :)
Ben pası partnerim Sude’ye atayım. Ona da ‘Sen kendi karakterinin yerinde olsaydın Mete’ye bir şans daha verir miydin?’ diye soralım :)

